İstanbul Sözleşmesi Kapsamında Travesti Bireylerin Korunması

Günümüzde kadın ve travesti bireylere yönelik şiddet çok yaygın. Pek çok biçimde, toplumsal cinsiyete dayalı şiddet, toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılık ve insan hakları ihlali oluşturur.

Toplumsal cinsiyete dayalı şiddet, kadınları işyeri de dahil olmak üzere yaşamın her alanında, evde ve günlük aktiviteleri sırasında etkileyebilir. Erkeklerin yanı sıra diğer kadınlar tarafından da işlenebilir. Cinsiyete dayalı şiddet bazen ailenin veya topluluğun diğer üyeleri tarafından da uygulanmaktadır.

Görünür fiziksel yaralanma veya zarar belirtileri olmasa bile cinsiyete dayalı şiddetin gerçekleşebileceğini belirtmek önemlidir. Ayrıca herhangi bir fiziksel yaralanma olmadığında, ancak psikolojik sıkıntı veya zihinsel stres gibi diğer travma biçimlerinin meydana geldiği durumlarda da ortaya çıkabilir.

İstanbul Sözleşmesi, kadınave travesti bireylere yönelik her türlü şiddet ve aile içi şiddeti ele alan, Avrupa düzeyinde yasal olarak bağlayıcı ilk belgedir. Cinsiyete dayalı şiddeti “kadınlar için fiziksel, cinsel veya psikolojik zarar veya ıstırapla sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel olan cinsiyete dayalı her türlü şiddet eylemi” olarak tanımlar.

36. madde ayrıca travesti bireyler cinsiyete dayalı her türlü şiddete karşı korunmasını sağlar.

İstanbul Sözleşmesi, travesti bireyleri, yalnızca erkeklerin ve kadınların nasıl görünmesi veya davranması gerektiğine dair basmakalıp fikirlere uymadıkları için ayrımcılığa maruz kalan kişiler olarak tanımlamaktadır.

Sözleşme, Taraf Devletlerin, travesti kişilere karşı rapor edilen toplumsal cinsiyete dayalı şiddet vakaları hakkında veri toplayarak, rapor edilen travestilere karşı toplumsal cinsiyete dayalı şiddet vakaları hakkında veri toplayarak, travesti kişilere karşı rapor edilen toplumsal cinsiyete dayalı şiddet vakaları hakkında veri toplamak için ulusal bir izleme mekanizması kurmalarını gerektirmektedir.

İstanbul Sözleşmesi ve Travestilere Ayrımcılık Yapılmaması

İstanbul Sözleşmesi, travesti bireylerin yaşamın her alanında eşitlik ve ayrımcılık yapmama hakkını koruyan bir ayrımcılık yapmama hükmüne sahiptir.

Açıklayıcı rapor, cinsiyet kimliğiyle ilgili olarak “travesti veya transseksüel kişiler, toplumun “erkek” veya “kadın” kategorilerine ait olarak belirledikleri ile uyuşmayan diğer insan gruplarının” kapsamına girdiğine açıklık getirmektedir. ayrımcılık yasağı hükmü.

İstanbul Sözleşmesi ayrıca cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine dayalı nefret suçlarının önlenmesine ilişkin özel bir hüküm içermektedir. Bu hüküm, Taraf Devletlerin, bu tür suçlar işlendiğinde, delillerin toplanması ve tanıkların ifadelerinin alınması yoluyla şüphelilerin belirlenmesi dahil olmak üzere, etkili soruşturma sağlama yükümlülüklerini ortaya koymaktadır; mağdurlar için koruma önlemleri sağlamak; ve gerektiğinde ceza kanunlarının uygulanması yoluyla faillerin adalete teslim edilmesini sağlamak.

Travestilerin istihdam, sağlık ve eğitim gibi alanlarda ayrımcılığa maruz kaldıklarında sözleşme kapsamında şikayette bulunabilecekleri anlamına geliyor. Açıklayıcı raporda ayrıca, transların ve ailelerinin, yeterli bir yaşam standardı sağlamak için hükümetler tarafından sağlanan sosyal refah programlarından yararlanmalarının önemli olduğu belirtiliyor.

İstanbul Sözleşmesi, travesti hak ve ihtiyaçlarını açıkça belirten ilk uluslararası sözleşmedir. Avrupa Birliği’nden önce gelen bir insan hakları gözlemcisi olan Avrupa Konseyi tarafından Mayıs 2011’de kabul edilmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.